A.     Siber Uzay

Bilgi teknolojilerinin gelişmesi kara, deniz, hava ve uzaya ek olarak siber uzay olarak adlandırılan yeni bir hareket alanının açılmasına sebep olmuştur.

Siber Uzay’ın birçok açıklaması olmakla birlikte ilk olarak 1982 yılında Amerikalı yazar William Gibson’un “Burning Chrome” adlı kitabında, yazarın tasarladığı karakterler için şifre maksadıyla çağrışım yapan anlamsız bir terim olarak kullanılmıştır. Çoğunlukla interneti ifade etmek için kullanılan siber uzay çok sayıda sayısal etkileşim ve iletişim yöntemini de kapsamaktadır. Beyaz Saray’ın 2003 yılında yaptığı tanıma göre: “Siber alan kritik altyapılarımızın çalışmasını sağlayan birbirine bağlı yüzbinlerce bilgisayar, sunucu, yönlendirici, anahtar ve fiber kablolardan oluşur [1].” ABD Savunma Bakanlığının yaptığı tanıma göre siber uzay: “İnternet, iletişim ağları, bilgisayar sistemleri, gömülü işlemci ve kontrol birimlerini içeren bilgi teknolojileri altyapılarından meydana gelen birbirine bağlı ağların oluşturduğu bilgi ortamındaki küresel alanı kapsamaktadır [2].” NATO’nun tanımına göre ise siber uzay kavramının içerisinde insanlar da yer almaktadır: “Bilgisayar ve bilgisayar ağlarının ortaya çıkardığı; insanlar ve bilgisayarların birarada bulunduğu ve çevrimiçi faaliyetlerin tüm yönlerini içeren sayısal bir dünyadır [3].”

B.     Siber Güvenlik

Siber tehditler birçok ülke açısından milli güvenliğe karşı önemli bir tehdit unsuru olarak görüldüğünden siber güvenlik kavramı üzerinde durulmaktadır. Kullanıcı, kurum, kuruluş ve devletlerin siber ortamda varlıklarını ve mahremiyetlerini korumak için kullanılan araç, politika, kılavuz, faaliyet ve teknolojilerin tamamına “siber güvenlik” denmektedir. Siber güvenlik, varlıkların siber ortamdaki güvenlik risklerine karşı korunmasını hedeflemektedir [4].

C.     Siber Savaş

İnsanoğlu ilk olarak birbirinden çok farklı koşullara sahip olunan kara ve deniz üzerinde savaş yapmıştır. Hava teknolojisinin gelişmesiyle birlikte yeni bir savaş ortamı doğmuş, 1957 yılına varıldığında ise uzay da savaş ortamı olarak kabul edilmiştir. 21. Yüzyıla gelindiğinde bu savaş ortamlarına beşincisi eklenmiş ve siber ortam üzerinde yapılan siber savaş kavramı ortaya çıkmıştır. Siber savaş kavramı üzerine çeşitli tanımlamalar getirilmiştir ancak siber savaş üzerine yapılmış herhangi bir anlaşma olmadığı için siber ortamda yapılan hangi kötü faaliyetin savaş kapsamına girdiği tartışma konusudur [5].

Technolytics Enstitüsü Yönetim Danışmanı siber savaşı: “Ekonomik zarar verme yada savunma mekanizması olarak düşmanı, yasadışı işlemleri kullanan yada iletişim ve altyapıların diğer parçalarını, bilgisayar ve ağlara saldırarak bozma çabasında olan bir saldırı” şeklinde tanımlamaktadır [6]. Siber savaş üzerine Clausewitz ve Çinli stratejist Sun Tzu’nun yaptığı tanıma bakıldığında amacın düşmana istediğini yaptırmak, boyun eğdirmek, bilgilerini çalmak, sistemlerini saf dışı bırakmak olduğunu, düşmanın dövüşmeden ele geçirildiğinden dolayı devletler tarafından istek uyandırdığını görmekteyiz [7]. Bu tanımlara göre tek taraflı düzenlenen bir saldırı da savaş kavramı olarak tanımlanmıştır ve saldırıyı düzenleyenin kişi, grup veya devlet olup olmadığı önemsizdir.

Richard Clarke’ın “siber savaş” adlı kitabında yaptığı tanıma göre: “Bir devletin başka bir devletin bilgisayar sistemlerine veya ağlarına hasar vermek yada kesinti yaratmak üzere gerçekleştirilen sızma faaliyetleridir [8].” Bu tanımdan yola çıkarak durumun devletler arasında olması ve hasar verme koşullarıyla siber savaş olarak kabul edildiğini görmekteyiz.

Tanımların tamamına bakıldığında karşılıklı çatışma durumu beklenmeksizin günümüzde yaşanan ve zararlı sonuçlara sebep olan tüm siber saldırılar siber savaş olarak nitelendirilebilir. Günümüzde var olan siber saldırılar gerçek bir savaş kadar etki yaratmamış olsa da neler olabileceği konusuna bakıldığında ciddi tehditler söz konusu olduğunu söyleyebilirz. R. Clarke’a göre siber savaşta olacakların modern bir ülkeyi mahvedebilecek ölçüde gerçek bir savaş olduğunu, savaşa başlama ve bitişinin çok kısa zamanda gerçekleştiğini, siber savaşın iki devlet arasında başlaması durumunda bundan birçok devletin etkileneceğini ve ülkelerin savaşa dahil olacağını, siber uzay sayesinde geleneksel savaşta kullanılan sistemlerin kolayca yok edilebileceğini  belirtmiştir [8]. Ancak günümüzde nasıl sadece kara, deniz yada hava savaşları yoksa aslında sadece siber ortamda yapılan savaşlardan da bahsetmek mümkün değildir. Nasıl ki bir savaş başlayacağı zaman hava kuvvetlerinin ortamı ateşe vermesi, deniz üzerinden silah taşınması kara kuvvetlerin kontrol yapması gibi birbirine bağlı olarak tüm ortamlardan savaşa devam ediliyorsa siber ortamda yapılan savaşta yeni bir faktör olarak eklenmiştir. Sadece siber savaşın olduğu bir dönem gelir mi yada gelecek midir şuan bilmek çok mümkün gözükmese de var olan düzene bakıldığında Clarke’nin de belirttiği gibi siber savaş başlamıştır ve gerçektir.

Klasik savaşlarla karşılaştırıldığında siber savaşta saldırıların nerede ve nekadar hasar oluşturacağını tespit etmek zordur. Siber savaşta saldırılar çok hızlı meydana gelmektedir. Klasik savaşa göre maliyeti ucuz ve kullanılan silahları (çipler, bilgisayar sistemleri, donanımlar, yazılımlar) temin etmesi kolaydır. Siber saldırının nereden geldiğini anlamak oldukça zor hatta tam olarak suçluyu bulmak saldırıyı yapan tarafından kabullenilmediği sürece neredeyse imkansızdır. Klasik savaşa göre devletlere yeni imkanlar tanıyan bu ortamların devletler tarafından neden yoğun ilgi çektiği anlaşılabilir.

Referanslar

  1. White House, “The National Strategy to Secure Cyberspace”, 2003
  2. US DoD, “Department of Defense Dictionary of Military and Associated Terms”, 2010.
  3. “NATO Cyber Concept” , 2011.
  4. Çiftçi H., “Her Yönüyle Siber Savaş”, (1.Baskı) , Tübitak Popüler Bilim Kitapları, Haziran 2013, Ankara Türkiye.
  5. Yayla M., “Hukuki Bir Terim Olarak Siber Savaş”
  6. Türkay Ş., “Siber Savaş Hukuku ve Uygulama Sorunsalı”
  7. J., “Mapping the Cyber Underworld – Inside Cyber Warfare, 2nd Edition”, 2012
  8. Clarke, R.,A., Knake, R.,K, “Cyber War ”, 2010.
Categories: Blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir